Anneannem bir iki sene kadar önce, eltisine heves edip, cep telefonu almayı kafaya koymuştu. Sürekli torunlarının telefonlarını kurcalayıp, aramayı, mesaj atmayı öğrenmeye çalışıyordu. Belki çok ayıplayacaksınız ama biz de o dönemler, 70 küsür yaşındaki bu kadında birden bire peyda olan bu ilgiyi bayağı bir kafaya almıştık. Nitekim kendisi o zamanlar hasta olan rahmetli büyükanneannemle o kadar meşguldu ki, evden dışarı kafasını dahi uzatamıyordu.
Hâl böyle olunca, biz de kısaca "Ne işin var senin cep telefonuyla?" dedik. O da "Ne var yani?" dedi, "Benim Verda Yengenizden ne eksiğim var? Çarşıya pazara gidiyorum, bir şey olur Allah korusun. Nasıl ulaşacaksınız bana?". "Dert etme" dedik, "Nasıl olsa en fazla yarım saat sonra evde olursun. Gittiğin yer şurdan şurası.". O gün çok ses etmese de, belli ki anneannem bu şekilde çağdışı olarak etiketlenmeye çok gücenmişti. "Aman" dedi, "zaten siz beni hiç beğenmezsiniz ki..."
Bu konu böylece kapandı gitti. Taa ki geçtiğimiz hafta yazlık dönüşü anneannemi ziyaret etmek üzere kapısını çalıp da kendisini evde bulamayışımıza kadar. Ve tabii ki de, belki elektrikler kesiktir, zil çalmıyordur deyip ev telefonunu çaldırmaktan başka çare bulamayışımıza kadar. O zaman anladık ki, artık yalnız yaşayan -büyükanneannemin vefatından sonra dahi evinden ayrılmayı hiçbir zaman aklından bile geçirmemiştir- bir kadın olan anneanneciğimiz, canı sıkıldığında arkadaşlarına, komşularına çıkabilir, çarşı pazarı başka başka semtlerde de gezebilir. Eee, biz de kendisine ulaşacak bir mobil telefon olmadığı sürece böyle kapılarda kalırız.
Gerçi bir komşu kapısı çalıp, bir de üstüne teyzemi aramayı akıl edince, yine 5 dakika içinde yerini tespit ettik anneannemin. Ne de olsa çok fazla uzaklaşmış olamazdı. Ama yine de kendisini inceden kırdığımız o günü de anmadan edemedik annemle. Babama da anlattık, bak kadıncağız bize böyle böyle demişti de biz dalga geçmiştik diye. Babam biraz da cep telefonunu değiştirme ihtiyacının etkisiyle, hemen ilgilendi konuyla. "Nasıl dalga geçersiniz siz benim kayınvalidemle?" dedi, "Kalkın hemen bana yeni telefon almaya gidiyoruz, benim eskisini de annene vereceğiz". Uyanık baba anında kendisine çift hatlı bir Samsung ve anneanneme de bir Avea hat alarak, fi tarihinden kalma Nokia 3310'undan kurtulmuş oldu bu sayede.

Biz de anneannemin hattı açılır açılmaz birer birer numaralarımızı kaydettik cebine. Kuzen nasıl kullanacağını öğretti. Dayı üşenmeyip taa Rizelerden bakalım telefonuna alışabilmiş mi diye çaldırıp çaldırıp anneannemin cevap verme hızını tespite kalkıştı. Ailecek üstümüze düşen bütün vazifelerimizi yerine getirmiş olmanın verdiği iç huzuruyla evlerimize döndük.
Bugünse ben anneannemi aramak için telefonumu elime aldığımda acıyla fark ettim ki, kadıncağızın numarasını cebime kaydetmemişim bile. Yani 5 dakikalık konuşukluğun ardından çatır çatır telefonuma kaydettiğim onca gereksiz insanın numarasının yanına, dünyanın bir numaralı süper anneannesini eklemeyi akıl edememişim.
Ne düşündüm biliyor musun blog? Yaşlanmak biraz da oyun dışı bırakılmak gibi bir yerde. Sen ne kadar şu modayı da takip edeyim, şu teknolojiyi de kavrayayım desen de 50 yaş üstündeysen böyle yeni yetme gençlik tarafından hor görülüyorsun işte. Bir yandan hâlâ mesaj gönderemeyen anneyi kınarken, diğer yandan cep telefonu kullanmaya heves eden anneanne ile dalga geçebiliyorsun. Üstelik bu muameleyi gören anne bile aynı tepkiyi verebiliyor kendi annesine karşı.
Bu yüzden yaşlanmanın asıl ürkütücü tarafının, bütün o fizyolojik değişikliklerden ziyade, akıp giden bu hayatın, zamanın dışına atılmak olduğuna karar verdim. "Sen bilmezsin", "Sen anlamazsın, "Boşver ben sana sonra anlatırım"larla ertelendikçe ertelenen bir yaşam gerçekten çok ağır olmalı. Yedek kulübesinde maça dahil edilmeyi bekleyen bir oyuncu gibi (azıcık maç izledim ya hemen nasıl hâkim oldum futbol terimlerine).
Özür dilerim anneannem. Hiç yaşlanmayacakmışım sanıp, sana da ezelden beri yaşlıymışsın gibi davrandığım için... Seni sadece canım çektikçe leziz börek, domatesli pilav ve imambayıldılar yapan bir tonton nine olarak gördüğüm için... Bu özrümün kabulu için sana 250 kontör yükleyeceğim. Ama 100 kontörünü sen yine bana gönder. Nasıl olsa senin işin olmaz =)